Tek Kollu Şampiyon Olmak

https://www.gazetegebze.com.tr/tek-kollu-sampiyon-olmak-makale,1467.html

Japonya’da bir çocuk, 10 yaşlarındayken bir trafik kazası geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş.

Oysa çocuğun büyük bir ideali varmış.

Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak istiyormuş.

Sol kolunu kaybetmekle birlikte, bu hayali de yıkılan çocuğunun büyük bir depresyona girdiğini gören babası, Japonya’nın ünlü bir Judo ustasına gidip yapılacak bir şeyin olup olmadığını sormuş.

Hoca: Getir çocuğu bir bakalım, demiş.

Ertesi gün baba-oğul hocanın yanına gitmişler…

Hoca çocuğu süzmüş ve:

– Tamam demiş. Yarın eşyalarını getir, çalışmalara başlıyoruz.

Ertesi gün çocuk geldiğinde hocası ona bir hareket göstermiş ve:

– Bu hareketi çalış, demiş.

Çocuk bir hafta aynı hareketi çalışmış…

Sonra hocasının yanına gitmiş.

– Bu hareketi öğrendim, başka hareket göstermeyecek misiniz? diye sormuş.

Hocanın cevabı:

– Çalışmaya devam et olmuş…

2 ay, 3 ay, 6 ay derken çocuk okuldaki bir yılını doldurmuş.

Çocuk bu bir yıl boyunca hep o aynı hareketi tekrarlamış.

Hocanın yanına tekrar gitmiş:

– Hocam bir yıldır aynı hareketi yapıyorum, bana başka hareket göstermeyecek misiniz?

– Sen aynı hareketi çalış oğlum. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz..

2 yıl, 3 yıl, 5 yıl derken çocuk judodaki 10. yılını doldurmuş. Bir gün hocası yanına gelip:

– Hazır ol!, demiş. Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın!’… Delikanlı şok olmuş.

Hem sol kolu yok, hem de judo da bildiği tek hareket var.

Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir şansının olmayacağını düşünmüş, ama hocasına saygısından ses çıkarmamış.

Turnuvanın ilk günü delikanlı ilk müsabakasına çıkmış. Rakibine bildiği tek hareketi yapmış ve kazanmış.

Derken… İkinci, Üçüncü maç…

Çeyrek, yarı final ve final…

Finalde delikanlının karşısına ülkenin son on yılının yenilmeyen şampiyonu çıkmış..

Delikanlı dayanamayıp hocasının yanına koşmuş:

– Hocam hasbel kader buraya kadar geldik. Ama rakibime bir bakın hele… Bende ise bir kol eksik ve bildiğim tek bir hareket var…

Bu kadar bana yeter… Bari çıkıp da rezil olmayayım. İzin verin turnuvadan çekileyim…

– Olmaz demiş hocası. Kendine güven, çık dövüş. Yenilirsen de onurunla yenil.

Çaresiz çıkmış müsabakaya.

Maç başlamış. Delikanlı yine bildiği o tek hareketi yapmış ve tak.!

Yenmiş rakibini şampiyon olmuş.

Kupayı aldıktan sonra hocasının yanına koşmuş:

– Hocam nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim tek bir hareket var. Nasıl oldu da ben kazandım?

– Bak oğlum, 10 yıldır o hareketi çalışıyordun. O kadar çok çalıştın ki, artık yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok. Bu bir, ikincisi de o hareketin tek bir karşı hareketi vardır. Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutması gerekir!

Bunu anlatan dostumuz bir de şunu ekledi:

– İnsanların eksiklikleri bazen, aynı zamanda en güçlü tarafları olabilir…

Ama yeter ki bu eksiklik kafalarında olmasın!

Başarılı olmak için;

Bir sürü rakamlar sihirli formüller dönüyor etrafta… Başarının 12 anahtarı, 10 sihirli anahtar gibi …

“Yaptığınız şey konusunda enerjik, heyecanlı ve tutkulu musunuz? Başkalarına ilgi gösteriyor musunuz ve gerektiğinde başkalarına yardım sunmaya istekli misiniz?”

“İnsanlar size güveniyor mu? Düzgün karakterli ve yetkin olduğunuzu düşünüyorlar mı?”

” Bireylere farklı ama eşit muamele ediyor musunuz? Performans için ödül ve ceza vermekten yana mısınız?”

“Mütevazı ve alçak gönüllü müsünüz? Personelinizin sizden daha önemli olduğunu düşünüyor musunuz?”

“Kendinize inanıyor ve kararlarınıza güveniyor musunuz? ”

Bu becerileri geliştirebileceğiniz yollarla ilgili bazı öneriler aşağıda verilmiştir.

Heves

     Sizi neyin heyecanlandırdığını inceleyin.  Başkalarının tutkunuzu görmesini sağlayın.  Çalışanlarınızın işte ve kişisel yaşamlarında karşılaştıkları sorunlarla aktif olarak ilgilenin. Personele her zaman yardıma hazır olduğunuzu bildirin.

Dürüstlük

     Kendinizi meslektaşlarınıza ve çalışanlarınıza karşı sorumlu hale getirin. Güçlü yönlerinizi vurgulayın ama zayıf yönlerinizi de kabul edin. Hatalı veya başarısız olduğunuzu kabul edin ve aynı zamanda kendinizi ders çıkarmaya adayın. İyi ahlaklı karakterinizi ve profesyonel standartlarınızı sürdürün. Karar vermenin merkezine etik olgusunu koyun.

Adalet

    Herhangi bir kişisel önyargının veya personel arasında kayırmanın olabileceği yerlerin farkında olun. Politikaları ve uygulamaları ve adalet hakkındaki kendi kararlarınızı gözden geçirin; başkalarına bunların adil olup olmadığını sorun, bunu açıkça tartışın ve gerektiği gibi adapte edin. 

Empati

    Başkalarının sorunlarının ve bireysel koşullarının farkına varın. Başkalarının duygularını önemseyin. Diğer insanların bakış açılarını aktif olarak düşünün – duruma tamamen onların yerinden bakın.  Sorunları çözmek için aktif olarak destek olun ve yardım edin.

Fedakarlık

    Başkaları için çabaladığınızda ve onları ilk sıraya koyduğunuzda takdir edileceğinizi ve değer yarattığınızı anlayın. Başarıda kendi rolünüz yerine, aynı başarıda başkalarının oynadıkları rolün önemini vurgulayın.

Tek kelime ile özetlersek

    EN ÖNEMLİ Sİ GÜVEN

    İnsanlar sonunda güvendiği kişiler ile iş yaparlar. Güveni kazanmak zordur, kaybetmek kolaydır.

    Sınırını aşabilen tek canlı olarak insan; rehberliğe de ihtiyaç duyan tek canlı. Peki, bu rehber ne? Biz neyi rehber alacağız? Bu konuda ortak bir nokta bulmakta zorlanıyoruz. Bana sorarsanız, 3,5 milyar yıldır içinde yoğrulduğumuz ‘Tabiat’ en güzel rehber. Yeryüzündeki bütün varlıklar birbirine bağlıdır, bir bütündür. Bu bütünün bir parçası olduğumuzu fark ettiğimizde yaşanan sorunların çözümü çok daha kolay olacaktır.

Zamanınızı yönetin. Zaman sizi yönetmesin. Gücü elinize alın. Sağlıcakla Kalın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir